
Artık Sitem Etmiyorum: Birinci Bölüm
Kimse için makyaj yapmıyordum.
Sadece kendime bakıyordum.
Görüntüme sordum:
"Artık güzel değil miyim? Yoksa o artık beni görmüyor mu?"
Elimı saçlarıma koydum...
Beni en çok üzen şey değişmesi değildi…
Asıl acı olan, onun önümde otururken yokluğuna alışmaya başlamamdı.
Onun eşiydim.
Sesini adımlarından önce bekleyen, gömleğinin kokusunu çıkarmadan önce ezberleyen ve anahtarlarının kapıdaki hareketinden yorgun mu, özlemli mi yoksa kızgın mı olduğunu anlayan kadın.
Ama zamanla… evi bir otele girer gibi girer oldu.
Yemek hakkında, çamaşır hakkında, çocuklar hakkında, her şey hakkında soruyordu… sadece ben hariç.
En güzel kıyafetlerimi giyiyordum, sadece onu baştan çıkarmak için değil, sessizce ona şunu söylemek için:
"Buradayım… hâlâ senin kadınım."
Ama o yanımdan eski bir duvarın varlığına alışmış gibi geçip gidiyordu.
İlk başta ağlıyordum.
Sonra sitem ediyordum.
Sonra kızıyordum.
Sonra her erkeği korkutan aşamaya ulaştım…
Sessizlik.
Kadın sessiz kaldığında iyi değildir.
İçindeki her şeyi söylemiş ama dinleyen bulamamıştır.
O gece aynanın karşısında oturuyordum.
Kimse için makyaj yapmıyordum.
Sadece kendime bakıyordum.
Görüntüme sordum:
"Artık güzel değil miyim? Yoksa o artık beni görmüyor mu?"
Elimı saçlarıma koydum, sonra küçük, acılı bir gülümseme yaptım.
Sönmediğimi biliyordum… sadece beni ateşleyecek kimse kalmamıştı.
Birden telefonum eski bir numaradan beklemediğim bir mesajla aydınlandı.
Mesaj çok kısaydı:
"Senin gibi bir kadın bu şekilde üzgün olmamalı."
Elim dondu.
Cümleyi bir kez… sonra iki kez okudum… sonra yıllardır hissetmediğim bir şeyi hissettim.
İhanet değildi.
Aşk değildi.
Sadece tehlikeli bir his:
Hâlâ beni fark eden bir erkek var.
Kocam odaya girdiğinde telefonu hızla kapattım.
Bana ilgisizce baktı ve dedi ki:
"Hâlâ uyanık mısın?"
Sakin cevap verdim:
"Evet."
Neden diye sormadı.
Kiminle konuştuğumu sormadı.
Rahatsızlığımı bile fark etmedi.
Ve işte mesajın kendisinden daha çok kıran gerçeği anladım:
Beni kaybetmekten korkmuyordu…
Çünkü hep kalacağımı düşünüyordu.
Ama o gece…
İçimde yeniden uyanmaya başlayan bir kadın olduğunu ilk kez hissettiğim geceydi.
Bunun bir kurtuluş mu…
Yoksa düşüşün başlangıcı mı olduğunu bilmiyordum.
Kocanın sessizliği öfkesinden daha mı tehlikeli?
Ve onu hayata döndüren mesaj bir ihanet başlangıcı mıydı… yoksa dinleyen bulamayan bir kadının çığlığı mı?
Fikrini yaz…
Ve ikinci bölümü tamamla 👇
"Silemediği ikinci mesaj."




